dudaklarının birleştiği yerden öperim gözlerinin başladığı kaşının tamamladığı yerden kaderimi çizerim kirpiklerinden ok yol alırsa kalbime doğru ölümü tercih ederim zamanımı çalma gideceğim silinik gözyaşlarımı ıslatmadan sen daha parmak uçlarından bileğine doğru hatta omzuna kadar hatta hatta nefesim boynunda kesilene kadar öperim gözyaşlarının kuruduğu yerden öperim eğer akmışsa bir zaman ben sileceğim bir daha akarsa cehennem suyu acından yanmayı tercih ederim beni inandırma seveceğim kabuk bağlamamış yaralarımı iyileştirmeden daha boynundan dudaklarına doğru hatta gözlerine hatta hatta dudaklarım alnında kuruyana kadar öperim (!) belki de severim hiç sevmek görmemiş küçük bir kız çocuğu gibi bilmeden, içimde orta yaşlı bir hevesle.
sen cesaretin adısın çocuk zulmün öfkenin masumiyetin sen kardeşliğin kimsesizliğin sen İslam'ın öksüz çocuğu gözündeki yaşları sil yolların dikenli korkma gözlerini ufka çevir ulu son orada sen cennetsin gökyüzüsün sen arşın beklediği misafir işaret parmağın deliyor karanlıkları ayak izinde batıyor zalim kahkahalar bir umutsun çocuk bir umut sen sevincin gözyaşısın meleksin sen korkakların ilahı yarınların sabahı bir bir fidanları diktin haksızlığa asi önünde durdun feryatların sen çığlığıydın şühedanın ölmez dediler ölmez sen kalp atışı oldun sen esaretin adısın çocuk yüz yıldır kimsesiz yüz yıldır masum yüz yıldır öksüz gözündeki yaşları sil sen kahramansın çocuk...
hava kadar hain mi göz bebeklerimiz güneşli gündüze fırtınalı gece bırakmadık içimizden kuşlar uçurtmadık zamansız ayaklarını balçıklara değdirtmedik hapsetmedik sahte semalara...hain miyiz? hırsız mı deniz kadar maşuklarımız her türlü maviyi çalıp göz mü boyadılar yoksa içleri de çerçöp dolu mu hayır hayır biz çok sevdik güzelleşti onlar.. aynalar kadar sahte aynalar kadar yalancı mı yüzlerimiz her baktığımızda en güzel sensin diye haykıran hemde utanca düşürür inanırsınız herkes kendine aşık anlayamazsınız anlayamazsınız... güzel olamazsınız olamazsınız hiç bir zaman değmesin diye nazarınız kaçırmadan gözlerinirizi zihni kaçık bir ordan bir oraya savrulmadıkça dünyayı kaale almayınca bir çift söze göze kadar ne yıldızlar gerçekten parlar içinizde ne siz iyi bir insan olursunuz bilmiyorum acıyı sadece yemeklerde mi tattınız? gözyaşının tuzu acıdan öldürmedi mi sizi hiç? sessizlikleri dinlerken yüreğinizde bombalar patlamadı mı erimedi mi içinizdeki ısınmadan buz...