bir harf yazılmadan emir bekler tanrıdan gözlerin ahengidir gözlerimin salise gibidir bizli saatler Ay'ın beklemesi Güneş'i bir öğle vakti bir özlemek bu içinde sen varsın bir dünya var bir muhabbetimiz sensiz güzellikten yoksun herşey sonra gülümsüyorsun en güzel şiir bu içinde sen varsın yokluğun ve varlığın savaşı hakim galibi biz çıkacağız eğer tutarsan ellerimden bütün yıldızları aydınlatabilirim bütün çiçekleri soldurabilirim bir beklemek bu içinde sen varsın İstanbul'un çaresiz bekleyişleri gibi ılık bir sonbahar gününde sonra gülümsersin ısınır dünya en güzel şiir bu içinde sen varsın gözlerinden kalbine kadar kervancıyım hangi durakta dursam bir kez daha aşık olurum sana ederi aşk bu ticaretin belki en zengin tüccarım dünyayı serebilirim bilirsin istersen yakarım da bir gece vakti bir çöle düşebilirim sensizlikten ölürüm kim bilir sonra gülümsersin canlanır tüm zerrelerim en güzel şiir bu içimde sen varsın
hava kadar hain mi göz bebeklerimiz güneşli gündüze fırtınalı gece bırakmadık içimizden kuşlar uçurtmadık zamansız ayaklarını balçıklara değdirtmedik hapsetmedik sahte semalara...hain miyiz? hırsız mı deniz kadar maşuklarımız her türlü maviyi çalıp göz mü boyadılar yoksa içleri de çerçöp dolu mu hayır hayır biz çok sevdik güzelleşti onlar.. aynalar kadar sahte aynalar kadar yalancı mı yüzlerimiz her baktığımızda en güzel sensin diye haykıran hemde utanca düşürür inanırsınız herkes kendine aşık anlayamazsınız anlayamazsınız... güzel olamazsınız olamazsınız hiç bir zaman değmesin diye nazarınız kaçırmadan gözlerinirizi zihni kaçık bir ordan bir oraya savrulmadıkça dünyayı kaale almayınca bir çift söze göze kadar ne yıldızlar gerçekten parlar içinizde ne siz iyi bir insan olursunuz bilmiyorum acıyı sadece yemeklerde mi tattınız? gözyaşının tuzu acıdan öldürmedi mi sizi hiç? sessizlikleri dinlerken yüreğinizde bombalar patlamadı mı erimedi mi içinizdeki ısınmadan buz...
dudaklarının birleştiği yerden öperim gözlerinin başladığı kaşının tamamladığı yerden kaderimi çizerim kirpiklerinden ok yol alırsa kalbime doğru ölümü tercih ederim zamanımı çalma gideceğim silinik gözyaşlarımı ıslatmadan sen daha parmak uçlarından bileğine doğru hatta omzuna kadar hatta hatta nefesim boynunda kesilene kadar öperim gözyaşlarının kuruduğu yerden öperim eğer akmışsa bir zaman ben sileceğim bir daha akarsa cehennem suyu acından yanmayı tercih ederim beni inandırma seveceğim kabuk bağlamamış yaralarımı iyileştirmeden daha boynundan dudaklarına doğru hatta gözlerine hatta hatta dudaklarım alnında kuruyana kadar öperim (!) belki de severim hiç sevmek görmemiş küçük bir kız çocuğu gibi bilmeden, içimde orta yaşlı bir hevesle.